Uluslararası Eskişehir Sinema Günleri beşinci yılında,
tutku, sevinç, kaygı, sabır ve inatla...
Geride kalan beş yılı en iyi bu sözcükler anlatabilir.
Güzel, heyecanlı ama bir o kadar da zahmetli günler... Sinema
Günleri düşüncesinin, önce kendi içimizde kabulu için verdiğimiz
uğraş, kimler çalışacak, filmler nasıl getirilecek, para
nasıl bulunacak, fakültede bunca işimizin arasında nasıl
zaman ayıracağımız soruları, telaş, karışıklıklar, yarısı
bize yarısı başka ülkeye giden film makaraları, son gün
elimize geçen filmler, kitabın baskıya yetişmesi için sabaha
karşı eve dönebilmek... ve daha pek çoğu, şimdi bizi gülümseten
ama yaşarken “herşeyin bittiğini” düşündüğümüz zor anlar...
Büyük ustaların, Truffaut’nun, Antonioni’nin, Fellini’nin
gösterebildiğimiz her filmi için duyduğunuz heyecan, sinema
önünde biriken kalabalıkları görmek, “yer kalmamıştır” duyurusunu
asarken gizlice sevinmek, İran, Güney Kore, Küba gibi dünya
sinemasından örnekleri keşfetmek, aramıza katılan yönetmenlerle
oyuncularla sohbetler,Amerika’dan, Yunanistan’dan, Slovenya’dan,
Fransa’dan gelen konuklarımızla tanışmak, yeni kurulan dostluklar...
, hepsine burada yer veremiyeceğimiz bir çok anı belleğimizin
en güzel köşesinde yerini aldı. Başka şeylerle kıyaslanmıyacak
deneyimleri yaşarken çok önemli bir şeyi de öğreniyorduk:
Zor anların kaygısını paylaşarak, birlikte ortak birşey
üretmeyi ve “biz” diyebilmeyi...
Sinema salonunun Zeki’si, Hayri’si, sorunları bir şekilde
mutlaka çözen Nilüfer, Nazan, en hayalcimiz ama en çalışkanımız
Serhat, afişiyle Eren, güzel Türkçesi ile metinleri yazan
Hakan, tanıtım kasetleri, basın duyuruları, konuk ağırlama
için koşturup duran Yaprak, Gizem, Hakan Uğurlu, çevirilerle
uğraşmayı göze alan Hatice... Büyük bir hevesle sinema günleri
ekibine katılan öğrencilerimiz, Hüseyin, İsmail... ve “merak
etmeyin hallederiz” sözlerini söylemekle kalmayıp gerçekten
bunu yapan dekanımız Sezen Ünlü...
Hepimizi bir araya getiren şey sinemaya olan tutkumuzdur.
Sinemayı uğraş seçmiş herkesin başına geldiği gibi, biz
de görüntülerin bitmez tükenmez şeritlerine dolanıp kaldık...
Yola çıkarken, popüler sinemanın dışında sanat filmlerini,
sinema tarihinin klasiklerini seyretmek, yeni sinemaları
keşfetmek, sinema üzerine düşünmek, tartışmak isteyen insanların
bu kentte de yaşadığını düşünüyorduk. 1975 yılında şimdi
rektörümüz olan hocamız, Engin Ataç’ın başkanlığında AKÇE
Sinema Klübü bu tohumları atmıştı. Sinemanın farklı kültürlere
kapılarımızı açan çok önemli bir araç olduğuna, sinemada
farklı anlatımları anlayabilmenin belli bir sinema kültürü
gerektirdiğine, bunun yolunun ise ancak çok sayıda nitelikli
film izlemekten geçtiğine ve sinema günlerinin zaman içinde
kendi seyircisini yaratacağına inanıyorduk.
Eskişehir Sinema Günleri, alçak gönüllü bir sesle bunu
başarabildiğini söylemektedir; büyük iddaları olmadan, ilkelerinden
ödün vermeden, bir demet kır çiçeği gibi sade ve gösterişten
uzak...
Prof. Dr.Gülseren Güçhan